Karısından Deplasman Maçına İzin İstiyor - Dizi İzle Diziizle Canlı Dizi

Karısından Deplasman Maçına İzin İstiyor

Kanal D’de “Yol Arkadaşım”da izlediğimiz Sinan Tuzcu, gerçek bir Galatasaray sevdalısı. Sahnede değilse hafta sonları mutlaka maçta... Tek sıkıntısı deplasmana gidememek.

'Ihlamurlar Altında' dizisinde Ömer olarak tanıdık Sinan Tuzcu’yu... Şimdi ise yine Kanal D’de ekrana gelen “Yol Arkadaşım” dizisinde izliyoruz. Aldatan bir kocayı canlandırıyor. Bir de kendisi gibi oyuncu olan eşi Dolunay Soysert’le reklam filmleri dönüyor ekranda. Orada da anlayışlı koca rolünde... Ancak oyunculuk dışında iki uğraşısı daha var Tuzcu’nun. Kendisini deniz delisi olarak tanımlıyor. 'Yazın denizde geçen her şey ‘uğraş’ olarak parıldıyor hayatımda” diyor. İki senedir de sörf takıntısı varmış.

Ama Galatasaray dendi mi akan sular duruyor. 'Galatasaray’ın maçının olduğu akşamlar çekim filan mümkün değil' diye açıklıyor durumu... Şöyle de devam ediyor: 'Maça tek engel tiyatro diyebilirim. Sahnede değilsem maçtayım. Aksi durumda çalıştıramazlar beni. Sözleşmemde var. Şaka tabii ki ama ‘sarıyla kırmızıyla alnımızın akıyla’ her maçta bulunmaktayız. Ahh bir de Dolunay’dan deplasman izni alabilsem...'

Oyuncu özel hayatını, evini hamileliğini açmamalı

'Yol Arkadaşım' dizisinde aldatan, eşi Dolunay Soysert’le oynadığı reklam filminde ise anlayışlı kocayı canlandıran Sinan Tuzcu, “Sizi seyredenler
her an her şeyinizi bilirse kimseyi hiçbir şeye inandıramazsınız” diyor

Önceki yıl “Ihlamurlar Altında” dizisinde canlandırdığı 'Ömer' karakteriyle yıldızı parlayan tiyatro oyuncusu Sinan Tuzcu, şimdi de yine Kanal D’nin Ayvalık’ta çekilen 'Yol Arkadaşım' dizisi ve kendisi gibi oyuncu olan eşi Dolunay Soysert ile oynadığı reklamla adından söz ettiriyor. 'Yol Arkadaşım'da eşini aldatan küçük bir kız çocuğu sahibi 'Sertaç' karakterini canlandıran Tuzcu, reklamda ise hamile olan eşine beyaz eşya sürprizi yapan düşünceli bir kocayı oynuyor.

'Yol Arkadaşım'la ilgili olarak ilk teklif geldiğinde ne düşündünüz ve kabul etme nedenleriniz neler oldu?


Çağan Irmak ve Tomris Giritlioğlu projesi her oyuncuyu heyecanlandırır. Çağan Bey’le ve Tomris Hanım’la daha önce çok keyifli projelerde çalıştım. İlk aşamada bunun çok etkisi oldu. Oyuncu kadrosu yine daha önce çalıştığım, özel hayatımda da görüştüğüm oyunculardan oluşuyordu. Özge Özberk ve Polat Bilgin’le set paylaşmak, Irmak Çığ’ın yönettiği bir işte yer almak... Ama en önemlisi son derece iyi yazılmış senaryo! Çağan Irmak o kadar sıcak ve canlı karakterler yazmış ki; oynamak için can atıyorsunuz. Oynamam istenilen karakter, gerçek bir insan sıfatlarına sahip; bu şartlarda 'hayır' demek nerdeyse imkânsızdı. Böyle senaryolar hep çalışmayı düşünmediğiniz ya da programınızın son derece yoğun olduğu zamanlarda gelir; bu projede de öyle oldu. Eylül ayına kadar sete çıkmayı düşünmüyordum; yeni bir tiyatro oyunu sahneleyeceğiz. Ön çalışması yoğun bir proje, buna rağmen 'evet' dedim. Oyundan da vazgeçemiyorum... Uykusuz geceler kapıda yani.

Çekimlerin şehir dışında olması sizi nasıl etkiliyor, kaç gün Ayvalık’tasınız?
Senaryodaki yoğunluğa göre Ayvalık programı belli olacak; şu aşamada haftada en az dört gün Ayvalık’ta geçiyor. bir gün yol, bir bir gün de dublaj... Zor ama çok keyifli bir iş.

Dizinin ilk bölümünde eşini aldatan bir adam olarak ekrana geldiniz. Bu sahneyi canlandırmak sizin açınızdan nasıldı, zorlandınız mı? Aldatma kavramına bakış açışınız nasıl?


'İnsan bu, çiğ süt emmiş' derler ya işte Sertaç’ın başına gelen durumun sebebi bu! Bir adam karısını, kızını bu kadar severken neden aldatır? Nasıl bir gerçekliğe sahip bu aldatma? Hayatın kıvrımlarını anlamak bazen imkânsızdır. Neden, Nasıl sorularını cevaplamak içinizi acıtır; ne yaptığını bilemez insan. Her aldatan kötü; ya da her aldatmanın geçerli bir karşılığı, sebebi vardır gibi beylik, tek düze cevaplar vermek hayatın ortasında imkânsızdır (Aslında Çağan Bey’in senaryolarını bu yüzden son derece etkili buluyorum). Aldatma olayına nasıl bakabilirim ki? Kim onaylayabilir? Ama oluyor işte! İnsan hatalarıyla büyüyor, hatalarıyla öğreniyor. Sahne canlandırmak zor değil tabii! Bir sahne bu sonuçta! Zor olan o anı anlamak! Karakterin nasıllarını, nedenlerini bulmak ve tabii ki bir yaratık olarak değil bir “insan” olarak yansıtmak karakteri. İşte en zor kısım bu!

Evliliğimizin sıhhati için ortak projeleri kabul etmiyoruz

Bir de eşiniz Dolunay Hanım ile beyaz eşya reklamında izliyoruz sizi... Birlikte reklamda oynamaya sizi nasıl ikna ettiler, bu konuda özel şartlarınız var mı?
Oynadığımız reklam seri olarak devam eden bir yapıda. Bizden önce de aynı biçim ve teknik yapıda başka oyuncularla devam etmekteydi. Serinin her filmini büyük beğeniyle izledik. Dolunay da ben de gelen bu tekliften son derece memnun olduk. Özel şart derken her şeyden önce iyi hikâye olmalı! Yönetmeni, ajansı, söz konusu ürün... Bunların hepsi önemli tabii! Bunlar herkes için önemli zaten derseniz 'evet' derim! Yani özel şart yok! Biz “özel şartları” değil, daha çok “prensipleri” olan oyuncularız. İsteklerimize özel şart olarak bakılıyorsa zaten anlayışımız farklı demektir. Ayrıca bu reklam çalışması son derece keyifli geçti. İlk gününden son anına kadar; çok değerli insanlarla tanıştık ve çalıştık. Daha ne isteyebilir ki insan!

Eşinizle oynamak nasıl bir duygu?


Dolunay’la sahnede tanıştık biz! Onunla oynamayı da özlüyorum! Dolunay Soysert çalışabileceğiniz en keyifli partnerlerden biridir... İşini çok ciddiye alır ama eğlenmeyi de asla ihmal etmez. Son derece profesyonel aynı anda da heyecanlı ve istekli bir amatördür. Dolunay Soysert’le aynı ekipte olmak eğlencelidir yani! Eee bir de eşim, duble keyif (gülüyor).

Çekimlerde neler yaşandı, önümüzdeki dönemlerde de sizi yine birlikte görebilecek miyiz?


Evliliğimizin sıhhati adına televizyon için aynı projeleri kabul etmiyoruz. Ama tiyatro, sinema ve reklam son derece keyifli anılar oluyor bizim için. Önümüzdeki projelerde bizi yine birlikte göreceksiniz tabii; ama dizi de pek mümkün değil bu birliktelik... Sahnede ve sinemada kısa zamanda göreceğiniz beraber yapacağımız işler var... Çekimler zor ve keyifli geçti. Reklam tek planda “Steady Cam” denilen, yönetimi oldukça teşekküllü olan bir kamera tarzıyla çekildi. 80’e yakın tekrar aldık... Baştan sona 80 kere aynı sıcaklığı korumak zor ve eğlenceliydi diyebilirim. Hele o elma olayı bizi çok zorladı. Elma deyip geçmeyin, her defasında attım, tuttu, verdin ısırdı ve yuttu. Deneyin size de zor gelir.

‘Bebek yapmanın sırası var’

Reklamda eşiniz hamile olduğunu söylüyor, bu gerçek mi yoksa senaryo mu?
Gerçek değil! Gerçek olsa bu reklamda oynamazdık... Orada kadın ve adam olarak bulunduk biz... Dolunay ve Sinan olarak değil. Özel hayatını, evini, hamileliğini ya da mutfağını açmamalı oyuncu... Sizi seyredenler her an her şeyinizi bilirse kimseyi hiçbir şeye inandıramazsınız. İkimiz de kalabalık ailelerde büyüdük; elbette bizim çekirdek ailemizin de kalabalık olmasını istiyoruz. Ama her şeyin sorumluluğu ve sırası”var. Doğru zamanda elbette dünyaya modern, aydın bir iz bırakmak istiyoruz...

Sizinle ilgili olarak çalıştığınız bütün oyuncu arkadaşlarınızın yorumu çok pozitif, herkes sizi çok seviyor, bunun sırrı ne, çok mu sakin bir insansınız, bu anlamda nasıl bir yaşam felsefeniz var?


İltifat etmiş arkadaşlarım. Aslında hiç de sakin değilimdir. Yerimde duramam mesela... Setteki sessizliği, durağanlığı sevmem. Asistan arkadaşlar çok uğraşırlar aslında beni susturmak için. Zor şartlarda çalışıyor olsak bile ben işimi çok seviyorum. Günde en az 10 saat sette geçiyor; elbette sinirlerimizin gerildiği anlar olur. Herkese karşı anlayışlı olmak lazım. Herkes işini yapmaya çalışıyor sonuçta. Kimse de art niyet aramadan çalışmak isterim ben! Bir de herkese “günaydın” derim ya da paydos verildiği zaman “iyi istirahatlar” derim. Ne bileyim işte, eğlenmek isterim yani sette... Çok zor ben şöyleyim, böyleyim demek. Dediğim gibi iltifat etmiş arkadaşlarım. Hep nazik ve iyi insanlarla çalıştım ben, şanslıyım.

Mesleğinizle ilgili kariyer planınız var mı?


Olmaz olur mu, hayallerim var kariyerim konusunda... Profesyonel destek alıyorum. Uzun bir planımız var; bir ya da iki sezon için bakmıyoruz hiçbir şeye... Yavaş ve sakin öğrenerek ilerliyoruz. Sevdiğim bir oyuncu ağabeyim olan Güven Kıraç, “Oyuncu sabırlı, sakin olmalı; beklemeyi bilmeli” der. Hayatımda sakin, dingin olabildiğim tek alan kariyerim diyebilirim. Acelem yok! Ömrüm yeterse yapacak çok işim var! Öğrenmem gereken çok şey daha var...


Kaynak:posta-gazetesi.net

0 yorum: